Op.Dr.Filiz Ak - Halaskargazi Caddesi Çiftkurt Apartmanı No. 226 Kat 2 Daire 14 Şişli-İstanbul

Sıkça Sorulan Sorular

Vajinismus vajina girişini çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılması ve sonuçta penetrasyona izin vermemesidir. Yalnız cinsel ilişkide değil muayene, tampon gibi bazı durumlara da müsaade etmez. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Hemen bütün yas grubundaki kadınları etkileyebilir. Görülme sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Bunun nedeni hastaların hekime başvurmada çekingen davranmalarıdır.

Vajinismusu olan kadınlarda cinsel arzu ve orgazm açısından genelde bir sorun yoktur. Bu kişiler cinsel ilişki dışında alternatif yöntemler ile orgazm yasayabilirler. vajinismus ortaya çıkış sekline göre primer ve sekonder olarak 2 sınıfta incelenir. Primer vajinismusda kişi hayatında hiçbir basarili cinsel birleşme yasayamamışken, önceden normal bir cinsel hayatı olan kadınlarda daha sonra ortaya çıkarsa buna sekonder vajinismus denir.

Primer vajinismusun altında yatan en önemli sebep korkudur. Bilinçaltında yaşanan fiziksel ve ahlaki korkular kişinin cinsel birleşmeyi istemesine rağmen gerçekleştirememesine neden olur. Bu durum daha sonraki denemelerde kısır döngüye neden olur ve erkekte de erektil bozukluklara yol açabilir. Bir açıdan bakıldığında primer vajinismus fobi olarak kabul edilebilir. Vajinismusda yetersiz istek ve/veya ıslaklığın sağlanamaması söz konusu değildir. Partnere karşı olan isteksizlik ve disparoniaya neden olan tüm faktörler sekonder vajinismusa yol açabilir.

Tedavide en faydalı yaklaşım çiftlere uygulanan psikoterapidir. Bundan önce ise genel bir jinekolojik muayene altta yatan organik bir nedenin fark edilmesi ve tedavisinin sağlanması açısından önemlidir.Vajinanin plastik kanüller ile genişletilmesi, yapay kayganlaştırıcıların kullanılması zaman zaman fayda sağlayabilir.

Araştırmalar profesyonel yardim alan kadınlarda durumun %80-100 oranında düzeldiğini göstermektedir. Pozitif sonuçlari etkileyen önemli faktörlerden birisi de anksiyete yaratan bu durumun tedavisi esnasında eşinden gelen ruhsal destektir. Hastaya bunun kadınlık ile ilgili olmadığı anlatılmalıdır.

Ertesi gün hapı, korunmadan cinsel ilişkiye girdiğiniz ya da kullandığınız doğum kontrol yönteminin işe yaramadığını fark ettiğiniz bir cinsel ilişkinin ardından kullanılabilecek bir yöntem ama kesinlikle bir doğum kontrol yöntemi değil...

Nedir ve Nasıl Kullanılır?

Ertesi gün hapı, yüksek dozda hormon içeren bir ilaç olup, korunmadan girilen cinsel İlişkiden sonra 72 saat içinde kullanılması gereken bu hap, östrojen ve progesteron hormonları içeriyor. Cinsel ilişki sonrası sperm yumurtayla birleşmişse,döllenmiş yumurtanın rahim içinde tutunmasına engel oluyor. Yapılan araştırmalarda başarı şansının yüzde 97-98 gibi yüksek bir oranda olduğu saptanan yöntem ne kadar erken uygulanırsa, yani hap cinsel ilişkiden sonra ne kadar çabuk alınırsa o kadar etkili. Eğer döllenmiş yumurta hücresi ana rahminde yuvalanmışsa, ertesi gün hapının hiçbir etkisi olmuyor. Yani bu hap, mevcut bir gebeliği sonlandırmıyor!

Yan etkileri ve kullanılması gereken durumlar:

Çok fazla yan etkisi olmadığı belirtilen ertesi gün hapı yine de bazı bünyelerde mide bulantısı, baş ve kasık ağrısı, halsizlik, kusma ve baş dönmesi gibi durumlara neden olabiliyor. İlaç alındıktan sonra 4-10 gün içinde hafif bir kanama yaşanıyor ve ondan sonraki adetle birlikte düzenli adet görülmeye başlanıyor.

Dikkat edilmesi gereken noktalar:

Prezervatifin yırtılması, diyaframın kayması, doğum kontrol hapının birkaç gün unutulması ya da kullanılan diğer bir yöntemin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda uygulanması gereken ve hormonal acil kontrasepsiyon olarak da adlandırılan bu yöntemi kullanırken dikkat edilmesi gereken üç önemli nokta var: İlki, hapı korunmasız cinsel ilişkiden hemen sonra almak.

Önce hapı alıp sonra ilişkiye girerseniz, hiçbir işe yaramayacağından emin olabilirsiniz.

İkincisi, ertesi gün hapını sürekli bir doğum kontrol yöntemi olarak görmemek. Bu hapın amacı, bir gecelik kazaların sonucu olan hamilelik ihtimalinin ortadan kaldırılması. Kısa süre içinde sık sık kullanılması halinde ise etkisi azalıyor. Yan etkiler artıyor.

Üçüncü önemli nokta, ertesi gün hapının cinsel yolla hastalık bulaşmasını engelleyici hiçbir özelliğinin bulunmaması, O yüzden bu hapı, daha rahat ve sorumsuz davranmanız için bir kazanım değil, çok ekstra bir durum yaşadığınızda sizi kürtajdan kurtarabilecek ve içinizin rahat etmesini sağlayacak bir seçenek olarak görünüz ve cinsel hayatınızda sürekli bir doğum kontrol yöntemini düzenli olarak uygulamak konusunda titiz davranmaya devam ediniz.

Yılda iki kez jinekologunuzla buluşunuz, lütfen muayenenizi olunuz smear testinizi yaptırınız,uyguladığınız doğum kontrol yöntemini birlikte tekrar gözden geçirip artısını eksisini tartışınız.Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle......

Dünyada hala en sık kullanılan, özellikle geri kalmış ülkelerde tercih edilen doğum kontrol yöntemi 'koitus interruptus' yani geri çekme yöntemidir. Bu yöntemi kullanırken sıklıkla yapılan hata, spermlerin yalnızca ejakulasyon sıvıda (meni) bulunduğunun sanılmasıdır. Halbuki ejakulasyon öncesi dönemde (boşalmadan önce) penisden dışarı akan az miktardaki şeffaf ve kaygan sıvıda da spermler az miktarda da olsa bulunmaktadır. Ve sağlıklı erkeklerde bu az sayıdaki spermler bile gebeliği başlatmak için yeterli olabilmektedir.

Doğum kontrol haplarının içerisinde bulunan progesteron hormonu vücutta su ve tuz tutulumuna, dolayısıyla ödem ve şişliğe neden olabilir. Östrojen hormonu beyinde açlık merkezine etki ederek iştah artışına sebep olabilir, ancak şu an piyasada bulunan düşük doz östrojen içeren hapların iştah artışına ve kilo alımına neden olmadığı belirtilmektedir.

Emziren kadınlarda prolaktin denen süt hormon düzeyi yükselir, bu hormon yumurtlamayı baskılayarak yeni doğum yapmış anneyi gebelikten korur. Bebeğini düzenli olarak emziren bir kadın, doğum sonrası ilk 4-6 ay boyunca gebelikten korunabilir. Ancak ilerleyen aylarda bebeğe ek gıdalar vermeye başlayacağından daha az emzirecek ve daha az prolaktin salgılanacaktır. Bu nedenle emzirmeye rağmen yumurtlama ve yeni bir hamilelik gerçekleşebilir. Emzirmenin koruyuculuğuna güvenilmemelidir. Adet kanamaları başladığı andan itibaren anne bebeğini yalnızca anne sütüyle besliyor olsa dahi gebelikten korunmak için bir yöntem uygulamaya başlamalıdır.

Etkili başka bir yöntem bulunamadığında uygulanabilir. Doğurmamış kadınlar için küçük boyutta spiraller bulunmaktadır.

Tüplerin bağlanması sadece yumurtalıklardan salınan yumurta hücresinin kanalda ilerleyerek sperm hücresiyle buluşmasını engeller, kanallar kapatıldığı için döllenme gerçekleşemez. Bu işlem esnasında yumurtalıklara dokunulmadığı için yumurta üretimi devam eder ve adet düzeni normal seyrinde gerçekleşir.

Menopoza Girmek Üzere Olduğum Halde Hamile Kalma Riskim Var Mı?

Menopoz öncesi dönemde ( premenopoz) adet düzensizliği, adetlerde gecikme sık görülür. Ancak doğurganlık ve gebe kalma olasılığı devam etmektedir. Bu sebeple etkili bir korunma yöntemine devam edilmelidir.